Bir grup sivil toplumcu tarafından kuyuya atılan bir taş.
sivil çatlaklar
Biz kim
değiliz?
Büyük sözler yok
Tüm sorunlara çözüm derdi de, niyeti de yok.
Sadece sivil toplumun şu anki durumundan rahatsızız, Türkiye bir yangın yeriyken, her gün yeni bir karmaşaya uyanırken, sivil toplumun sessiz kalmasından rahatsızız.
Ve bizi bağlayan rahatsızlıklarımızı söylemek için bir aradayız.
Her yaraya merhem değiliz. Büyük cümlelerin insanı hiç değiliz.
Ama yerimizde oturup söylenmekten başka bir şey yapmayan kimseler de değiliz, en azından olmak istemiyoruz.
Biz de sivil toplumdayız. Zorlukları biliyoruz. Çaresizlik hissini de çok iyi biliyoruz. Ama sivil toplumda çalışmaya, üretmeye başladığımız zamanlardaki naifliğimizi de geri istiyoruz. Kurumların ağırlıklarını gövdemizden sektirip kendimize, çözüm getirmeyi hayal ettiğimiz sorunların kaynak nedenlerine cesurca bakabilmek, “öyle de Türkiye’de bu iş öyle yapılmaz” bakışlarıyla sözlerimizi dizginlememek istiyoruz. Türkiye’de cidden bir işe yarayacak bir sivil toplumu özgürce hayal etmek istiyoruz.
Ne yapmak
istiyoruz?
Sivil toplum “kötülüklerle” mücadelenin yollarından biri. Ama an geliyor, mücadele edilen tüm bu kötülükler sivil toplumun içinde de farklı versiyonlarıyla karşımıza çıkıyor. Bu da pek tabii çok büyük bir hayal kırıklığı ve yalnızlık hissi yaratıyor.
Biz de bu deneyimi paylaşan birkaç sivil toplumcu olarak güvenli bir tartışma alanı yaratmak için yola çıktık. En basit haliyle yalnız olmadığımızı hissetmek istiyoruz. Kurumlardan öte insanların bir araya geldiği, birbirine destek olduğu, herhangi bir kriz anında içinde bulundukları kurumlarda, birlikte üretilen fikirleri büyüttükleri bir ağa ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Sivil Çatlaklar hem sivil toplum içerisinde aklına mukayyet olmakta zorlanan “çatlaklara” hem de olduğu yerlerde çatlaklardan sızmayı dert edinenlere bir çağrı. Belki de bu insanlar da aynı kişilerdir, kim bilir?
Birlikte düşünmeye var mısınız?